444 5 888
OMURGA HASTALIKLARI

Bel Kayması

Omurga, omur denilen birbrine bağlı bir seri kemik den oluşur. Erişkin insanların yaklaşık % 5inde bel bölgesinin en altındaki omurların üst ve alt eklemlerini birleştiren kemik kısmında gelişimsel bir kırık olabilir. Bu kırık omurun bir veya iki kenarında birden olabilir. Genellikle çok hareketli olan belbölgesinin alt omurlarındaki aşırı yüklenmeye bağlı oluşan “stres kırıklarıdır”. Bu kırıklara “spondilolizis” denir  Bu bölgenin çok hareketli olması nedeniyle de bu kırıklar çoğu zaman iyileşmeyebilir. Ancak bu kırıklar genelde adolesan çağda ağrıya neden olurken erişkin çağlar da ciddi sorun yaratmayabilir. Bazı hastalarda ise kırık nedeniyle üstteki omurlar alttaki omurgaya göre öne doğru kayabilirler. Bu duruma da “bel kayması” ya da “spondilolistezis” denir. Spondilolistezis kayma miktarına bağlı olarak daha ciddi sorunlara neden olabilir. Bu tip kırık nedeniyle olan “ bel kaymaları” tıp dilinde “istmik spondilolistezis” diye adlandırılır ve genellikle L5 omurun S1 omur üzerinde kayması şeklinde görülür. Bel ağrısı nedeniyle doktora başvuran hastaların %5 ila 10 ‘unda bel kayması olduğu tesbit edilmiştir.

Omurga Kanal Daralması

Spinal (omurga) stenoz (darlık), spinal kanalın sagittal çapının, lateral reseslerin ve foramenlerin (sinir kökü kanalları) spinal kanalın bütününde veya bir veya iki vertebrasına belirli ölçülerde daralmasıdır. Doğumsal olabildiği gibi sonradan da oluşabilir.
Lomber spinal kanalın normal sagittal çapı, 15-25 mm’dir. Spinal stenozda temel problem, yetersiz kanal çapıdır. Sagittal çap, 10 mm.den az ise mutlak stenoz; 10-13 mm arasında ise göreceli stenozdan bahsedilir. Lateral reses olarak adlandırılan özel bir bölge ise, anteriordan omur gövdesinin arka yüzü, yanda pedikül ve arkada da superior artikuler faset tarafından sınırlandırılmış bir bölgedir ve medialden spinal kanala açılır. Aşağı lomber bölgede vertebra korpusunun arka yüzünden superior artikuler fasetin en ventral bölümüne uzaklık 3-4 mm.den daha az olmamalıdır. Lateral reses yüksekliğinin 3 mm.den az oluşu lateral reses stenozunu düşündürürken 2 mm.den az oluşu tanı koydurucudur.
Yaş, travma, ligamanların kalınlaşması, eklem değişiklikleri ve spondilotik barların gelişmesi gibi yapısal değişiklikler nöral elemanları baskılayarak kritik düzeyin altına inmedikçe stenoz asemptomatik kalabilir.
Stenoz aynı anda hem servikal hem de lomber bölgeyi etkileyebilir. Fakat her iki bölgenin stenozunun aynı anda semptomatik oluşu yaygın değildir. Daha yaşlı bireylerde ortaya çıkan semptomlar myelopatiye bağlıdır.
Spinal stenoz genelde her yaşta olabilirse de sıklıkla hayatın 50 yaş sonrası bulgu vermeye başlar. Erkeklerde daha yaygındır. L3, L4 ve L5 seviyeleri daha sık etkilenir. Hastalar sıklıkla, sinsi seyreden sırt, kalça, bacak ve baldır ağrısından şikayet ederler. Ağrının bacak ve kollara yayılımı darlık seviyesine bağlı olarak değişir. Genellikle yayılım iki taraflıdır. Yürümek ve uzun süre ayakta durmak ağrıyı tetikler. Hastalar öne eğik postürde yürüme eğilimi gösterirler. Ağrıdan oturarak kurtulurlar. Bu tablo özel bir durumdur ve nörojenik kladikasyo olarak adlandırılır. Nörojenik kladikasyodaki bu tablo oturmakla geçmeyen disk ağrısından böylelikle ayrılır. Tablo ilerlediğinde ise oturmak ve uzanmak da ağrının geçmesini sağlayamaz. İleri vakalarda kalıcı ağrı ve işeme problemleri gelişebilir. Bu nedenle omurgada darlık düşünülen vakalarda acil idrara çıkma, sık idrar yapma ameliyat için önemli bir işaret olarak kabul edilir ve bu durumdaki hastalara ivedi ameliyat önerilir. Spinal stenozlu hastalar çok uzun bir ağrı anamnezi verirler ve ilaç tedavisi ile bir süre idare edebilirler. Stenoz arttıkça hastanın ağrıları hemen hiçbir tedaviden fayda görmez hale gelir. Bu hastalar için ameliyat önerilir.

 

Spondilolizis ve Spondilolistezis

Omurga, omur denilen birbrine bağlı bir seri kemik den oluşur. Erişkin insanların yaklaşık % 5inde bel bölgesinin en altındaki omurların üst ve alt eklemlerini birleştiren kemik kısmında gelişimsel bir kırık olabilir. Bu kırık omurun bir veya iki kenarında birden olabilir. Genellikle çok hareketli olan belbölgesinin alt omurlarındaki aşırı yüklenmeye bağlı oluşan “stres kırıklarıdır”. Bu kırıklara “spondilolizis” denir. Bu bölgenin çok hareketli olması nedeniyle de bu kırıklar çoğu zaman iyileşmeyebilir. Ancak bu kırıklar genelde adolesan çağda ağrıya neden olurken erişkin çağlar da ciddi sorun yaratmayabilir. Bazı hastalarda ise kırık nedeniyle üstteki omurlar alttaki omurgaya göre öne doğru kayabilirler. Bu duruma da “bel kayması” ya da “spondilolistezis” denir. Spondilolistezis kayma miktarına bağlı olarak daha ciddi sorunlara neden olabilir. Bu tip kırık nedeniyle olan “ bel kaymaları” tıp dilinde “istmik spondilolistezis” diye adlandırılır ve genellikle L5 omurun S1 omur üzerinde kayması şeklinde görülür. Bel ağrısı nedeniyle doktora başvuran hastaların %5 ila 10 ‘unda bel kayması olduğu tesbit edilmiştir.

Bel kaymasının diğer bir türü ise omurga ve çevresi bağ dokularında yaşlanma sonucu meydana gelen yıpranma nedeniyle genellikle 40 yaş üstünde görülen “bel kaymasıdır”. Bu sorun, tıp dilinde “dejeneratif spondilolistezis” diye adlandırılır. Yaşlanma ve yıpranma ile ortaya çıkan bel kayması genellikle L4 omurun L5 üzerinde öne doğru kaymasıdır. Bel kaymasına çoğu zaman “dar kanal da eşlik eder.

Belirtiler nelerdir?
Stres kırıkları (spondilolizis) her zaman klinik belirti vermeyebilir. Bazen başka nedenlerle çekilen bel filmlerinde tesadüfen ortaya çıkabilir. Eğer klinik bulgu var ise bunlar, bel ağrısı, kaba etlerde ağrı, bel kaslarında gerginlik ve daha nadiren bacaklarda uyuşma ve ağrı (siyatik ağrısı) ve ayaklarda kuvvet kaybı şeklinde ortaya çıkabilir. Ağrılar genellikle ayakta durma, yürüme ve diğer aktiviteler ile artarken, istirahat ile azalır.

Tanı nasıl konur?
Doktorunuz şikayetlerinizi dinledikten ve muayenenizi yaptıktan sonra spondilolizis veya istmik spondilolistezis düşünürse filmlerinizi isteyecektir. Ancak  düz filmlerde stres kırığı (spondilolizis) görülemeyebilir. Bu durumda doktorunuz halen kırıktan şüpheleniyorsa sintigrafi ve/veya BT isteyebilir. Eğer bu tetkiklerle kırık tesbit edildiyse, tedavi planalaması için MRG yi gerekli görebilir. Ayrıca kayma olan ve bacak ağrısı ve/veya uyuşma olan hastalarda omurilik ve sinirleri değerlendirmek için MRG gerekli olabilir. Eğer istmik spondilolistezisiniz var ise kaymanın miktarına göre 1. dereceden 4. dereceye kadar şiddeti belirlenecektir.

Dejeneratif spondilolistezis tanısı için de düz grefiler ve MRG tetkiki ile değerlendirme yapılacaktır. Bu tip bel kaymasında genellikle sintigrafi ve BT ye gerek olmayabilir.

Tedavi yöntemleri nelerdir?
Şikayetleriniz sadece bel ağrısı ise, kayma miktarınız şiddetli değil ise ve doktorunuz muayenesinde ve tetkiklerinde ciddi bir sinir basısı ve etkilenmesi düşünmemişse, ilk seçilecek tedavi yöntemi cerrahi olmayan tedavi yöntemleridir. Bu yöntemler, istirahat, ağrı kesici ve antiinflamatuar ilaçlar, geçici korse kullanımı ve fizik tedavi yöntemlerinden biri veya birkaçı olabilir.

Ağrılarınız devam ederse seçilebilecek diğer bir yöntem kırık bölgesine ve omurları bağlayan eklemlere (faset eklemler) yapılacak steroid ve bölgesel ağrı kesici enjeksiyonları olabilir. Bel ağrısı ile birlikte sinir sıkışmasına bağlı bacak ağrısı ve uyuşma var ise epidural veya foraminal injeksiyonlar eklenebilir.

Stres kırığına (spondilolizis) ağrılar genellikle bu tedaviler ile iyileşir. Ancak bu hastalarda kırığın tamamen kaynaması her zaman olmayabilir. Ağrı geçtikten sonra kırığın kaynamaması tehlike yaratmaz. Genellikle bu hastalarda ileri yaşlarda şiddetli kayma olması pek beklenmez. Yine de bu hastaların zaman zaman radyografik tetkiklerle takibi gerekebilir.

Cerrahi tedavi ne zaman gerekebilir?
Cerrahi olmayan tedavi yöntemleri ile yakınmaları geçmeyen hastalarda cerrahi tedavi gerekli olabilir. Aynı zamanda kayma nedeni ile omurilik basısı var ise ve bu da ciddi nörolojik araza (düşük ayak, idrar kaçırma) neden oluyorsa erken cerrahi müdahale de gerekebilir

Spondilolizis de iki türlü cerrahi tedavi uygulanabilir. Bunlardan birincisi kırık olan bölgenin tamiridir. Diğer bir yöntem ise spinal füzyon yapılmasıdır.

İstmik spondilolistezis de tercih edilen cerrahi yöntem spinal füzyondur. Aynı zamanda omurilik basısı var ise bunu rahatlatmak için bası yapan yerler temizlenir. Ameliyat işlemi önden veya arkadan ya da her iki taraftan yapılabilir. Tesbit materyalleri kullanılabilir. Operasyon sonrası iyi bir rehabilitasyon programı ile iyileşme gerçekleşir.

Faset Artropati

Faset eklemleri omur cisminin arka elamanlarını birbirine bağlar. Faset eklemleri vücudun diğer bölgelerindeki eklemlere benzer özellikler içerir. Vücudun diğer eklemlerini oluşturan kemikler gibi faset ekleminin eklem yüzeyi de düzgün bir kıkırdak ile kaplıdır, güçlü bağlardan oluşan kapsül ile çevrilidir ve kayganlığı sağlayan sinovial sıvı içerir. Kalça ve diz eklemi gibi faset eklemi de artritik ve ağrılı olabilir ve bel ağrısına neden olabilir. Omurganın bu bölgesinin dejenerasyonu ve artritine bağlı ağrı ve rahatsızlık faset artropatisi olarak adlandırılır.

Belirtiler
Faset artropatisi olan kişilerin çoğu belinde, dönme ve geriye doğru eğilme esnasında oluşan ağrıdan yakınır. Faset artropatisi ağrısı genellikle, belin belli bir bölgesine lokalizedir ve bel fıtığına bağlı ağrı ve uyuşukluğun aksine bacağa doğru yayılmaz. Bununla birlikte, eğer faset ekleminde artrit gelişir ise, eklemde kemik spurlar (osteofit) gelişir ve bu da sinir köklerine bası oluşturabilir. Bu durum dar kanal oluşmasına katkıda bulunabilir, bu da bacağa yayılan uyuşukluk ve ağrıya ve bacakta kuvvetsizliğe neden olabilir.

Tanı
Faset artropatisi genellikle tek başına, belirgin bir bel ağrısının nedeni değildir ve bu belirtilerin oluşmasına katkıda bulunan dejeneratif disk hastalığı, omurganı diğer bölgelerinin artriti ve sıklıkla dar kanal  gibi diğer rahatsızlıklarla birliktedir. Hafif ve orta derecede lumbar (bel) omurga artriti olan kişilerde bile, Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Manyetik Rezonans Görüntülemede (MRG) faset eklemi dejenerasyonu bulguları olur. Aktif inflamasyonu gösteren kemik sintigrafisi, faset artropatisinin bel ağrısına katkıda bulunup bulunmadığını anlamak için kullanılabilecek bir testtir. Faset eklemlerine steroid ve lokal anestezikten oluşan bir karışım enjekte edildiğinde ağrının belirgin olarak azalması ve yapılan tetkiklerde (sitigrafi, BT, MRG) faset eklem artriti bulgularının olması durumunda belli bir güvenle faset artropatisi tanısı konulabilir.

Tedavi
Faset artropatiden kaynaklanan ağrı ve diğer belirtileri tedavi etmek için pek çok seçenek vardır. Faset eklem hastalığında verilecek başlangıç tedavisinde, fasette ağrı oluşmasına neden olan hareketten kaçınma, anti-inflamatuar ilaç kullanımı ve germe ve güçlendirme egzersizleri yapılması vardır.  Enjeksiyonlar, faset artropatisinde  inflamasyon ve sinovitten kaynaklanan ağrı ve rahatsızlığı, geriletmek amacı ile kullanılabilir.  Maalesef bu kalıcı bir çözüm değildir ve ağrı birkaç ay sonra tekrarlayabilir. Son zamanlarda geliştirilen ve sinu-vertebral sinir ablasyonu olarak adlandırılan tedavi yönteminde ciltten iğne ile girilerek faset eklemine giden sinir elektrik akımı ile kalıcı olarak yakılmakta ve ağrılarda azalma sağlanmaktadır.
Faset eklemlerinin genişlemesine bağlı olarak sinir köklerinde bası oluşmuş ise, ya da dejeneratif disk hastalığı, spinal instabilite veya dar kanal (spinal stenoz) gibi hastalıklar da var ise ağrının giderilmesi için cerrahi tedavi gereklidir.